click for English version  
 


2015 Türkiye'sinde Biyolojik Çeşitliliğe karamsar bir bakış
...bilseydik
22 Mayıs 2015, Adana | Başkanın mesajı
Dağıtım kanalları: subacad.org, aylık elektronik bülten


"Geçen zamanın tanıklığında yarına dair verdiğimiz bu imzalı sözün gereği diyerek yaptıklarımız, yapamadıklarımızın neresinde?"

    1992 yılında üniversite macerası henüz başlayacak olan ancak nicedir yabana, yabanıl olana dair merakının peşinde gezinen bir genç olarak birkaç ajansın “ Dünyadan” diyerek verdiği haberler içerisinde nakledilen Dünya Zirvesinin ben de yarattığı heyecanı dün gibi hatırlıyorum. Ancak bir haberin detayına anında erişmek gibi bugünün olağan olanaklarından mahrum olduğumuz o yıllarda meselenin tatminkâr detayına ulaşmak bile birkaç yıldan fazlasını almıştı.

     Birleşmiş Milletler tarafından Brezilya’nın Rio De Janeiro kentinde gerçekleştirilen ve sürdürülebilir bir yaşam için mutlak bir gereklilik olarak işaret edilen biyolojik çeşitliliğin enine boyuna konuşulup uluslararası nitelikte sözleşmelerin imzalandığı o zirveye ilişkin cüzi bildirimin 92 Türkiye’sindeki karşılıksızlığı takip eden bir haber olmayışından kolaylıkla anlaşılabiliyordu. Bugünün sorunları büyüyüp dururken yarına dair konuşmak belki anlamsızdı da. Kaldı ki "Rio Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi” olarak anılacak olan bu uluslararası seneti ülke olarak 5 yıl sonra imzaladığımızı ise ancak 2000 yılında duyacaktım. Yine de canlılığın değer göreceği ve

Bahadır Çapar
korunacağı yarınlara dair söz veren bir ülkenin bireyi olduğuma inançla yine de memnun olmuştum. Şimdi bunun bile üzerinden nice zaman geçmişken yine geçen o zamanın tanıklığında yarına dair verdiğimiz bu imzalı sözün gereği diyerek yaptıklarımızın yazık ki yapamadıklarımızın gölgesinde kaldığını net olarak görebiliyor, Dünya’daki ekolojik çöküşün çok daha belirgin emareler gösterdiği şu zamandaki kayıtsızlığımızı anlamaya/anlamlandırmaya çalışıyorum.

     Attığımız o imza ile “çağdaş” bir ülke ve bu ülkenin mevcudiyetini teşkil eden “uzgörülü”, yitip gidenin “farkında" bireyler olarak Dünya'ya verdiğimiz sözün ne anlama geldiğini acaba düşündük mü hiç? Dünya üzerindeki tüm canlı çeşitliliğinin bizden yürüyecek her neslin kaliteli ve

sürdürülebilir bir yaşam sürebilmesi adına korunup kollanması gereğine olan inancı paylaşıyorduk o imza ile. Sözün, tek ve devasa bir ekosistem olarak görmemiz gereken yetkin bir Dünya’nın yaşayan ve yaşanılabilir bir gezegen olarak kalabilmesinin önemini görmek ve değerini gözetmek adına verildiğini anlayabildik mi? Sanmıyorum. Benim diyerek tasarrufta bulunduğu her coğrafyanın aslında bütünün bir parçası olduğunu, etrafını çevirerek kendi hesabımıza ayrı tuttuğumuz hiçbir toprak parçasının Dünya’ya yani aslına dair çizdiğimizden ayrı bir kaderi yaşamayacağını anlatan bahisler vardı o sözleşmede.
Haberin tamamını okumak için tıklayınız.



Genel Kurul 20 Aralık'ta toplandı.
SÜBAÇAD 2014 yılı 2. Genel Kurul Toplantısı
22 Aralık 2014, Adana | SÜBAÇAD Duyurusu
Dağıtım kanalları: subacad.org, aylık elektronik bülten


"Kendisini kolayına "balıkçı" olarak anan ve öyle sayan çoğunluğun tematik gelişim yerine skorer edinimleri muteber görmedeki ısrarırını tecrübe ettiğimiz bir dönemin ardından biz de kolayına yapabileceklerimizi düşünelim biraz."

    SÜBAÇAD üyeleri ikinci olağan genel kurul toplantısı ile bir araya geldi.

   Derneğimizin aynı zamanda kurucusu olan Yönetim Kurulu Başkanı Sayın Bahadır Çapar'ın Yönetim Kurulu adına Aralık ayı başında yaptığı ilk çağrının ardından 20 Aralık 2014 tarihinde 2. Genel Kurul Toplantısı gerçekleştirildi. Çukurova Üniversitesi Balcalı Yerleşkesi'nde başkanın resmî ofisinde iki oturum şeklinde organize edilen ve yeterli sayıda üyemizin katılımıyla gerçekleşen toplantının ilk oturumu İstiklâl Marşının okunması ve Cumhuriyetimizin kurucuları ile şehitlerimizin ansına bir dakikalık saygı duruşu ile başlayarak Yönetim Kurulu Başkanı Sayın Çapar'ın "2012-2014 yönetim  kurulu faaliyetleri"ne dair SÜBAÇAD Genel Kurulu'na yönelik yaptığı açıklamalar ile devam etmiştir. Divan heyetinin yönetiminde yapılan oylamaların neticesinde SÜBAÇAD'ın yeni idari organları belirlenerek toplantının diğer gündem maddelerinin görüşüldüğü ikinci oturuma geçilmiştir.

Bahadır Çapar
   SÜBAÇAD 2. Dönem Yönetim Kurulu'nun yetkilerini devredeceği ve 2015-2018 yılları arasında görev yapacak olan yeni yönetim ile denetim kurulu aday listelerine ilişkin teklif Divan Başkanlığı'nca Genel Kurul'un oyuna sunulmuştur. Oy birliği ile kabul edilen listelere göre yeni dernek organları sırasıyla şu üyelerden oluşmaktadır:

SÜBAÇAD Yönetim Kurulu Asıl Üyeleri

O. Bahadır Çapar (YK Başkanı), Ruhay Aldık (YK Başkan Yardımcısı), H. Hakan Ahkemoğlu (Dernek Sekreteri), Özay Şen (YK Muhasip üyesi), Abdussamet Dal (YK üyesi)

SÜBAÇAD Denetim Kurulu Asıl Üyeleri

Cenk R. Nayır, İ. Nazım Altan, Ergin Çelebi

Haberin tamamını okumak için tıklayınız.




Yeni ÇED Yönetmeliğine istinaden
Yarından Muaf...
26 Kasım 2014, Adana | Bahadır Çapar
(Kurucu Başkan)
Dağıtım kanalları: subacad.org, aylık elektronik bülten


" Yaşamı görmeyen, kolayına ve kaygısını duymaksızın gözardı eden, varoluştan gelen hakları umursamayan bir akıl mı?"

    Biz neyiz?
Adem neslinden bir soy yahut diğer bir tanımı ile akıl ile donatılmış, akıl edişi ile diğer yaratılmışlardan ayrı ve üstün kılınmış olan insan! Dünün bakiyesini yarına sermaye kılmaktı lütfedilmiş bu aklın ilk marifeti. Yarının kadrini bilen bir nizamla yaşamaktı ilahi icraatı. Zira düne kadar yapageldiklerimiz değil miydi artık küreselleşen, tüm bu büyüklüğünden ötürü tamamını göremediğimiz kaygılarımızın mutlak sebebi.

     Neyden bahsediyorum öyle mi?
Biricik olandan, muhtaç olduğumuz ve saymak -ama koşulsuz saymak- ile yükümlü olduğumuz yegâne yurdumuz Dünya’dan elbet. Tabii ‘çevre’mizi saran, onu doğal melekeler üzerinde var kılan her unsurdan elbet. Biraz sudan, biraz balıktan, biraz kuştan, biraz ormandan, bizim dışımızda varolandan, yaşayandan, bize rağmen, yaradanın en büyük ayeti olan yaşama tutunandan biraz da. Onlarsız bir akıl ediş neye yarardı diye soruyorum sadece. Onları, diğer canlıları, biz olmaksızın ve bize rağmen yaşayabileni görmeyen, paylarını kolayına ve kaygısını duymaksızın gözardı eden, varoluşlarından gelen tüm bu düzendeki haklarını umursamayan bir akıl mıydı neslimi onlara üstün kılacak olan, bu Dünya’yı cennete çevirecek diye umulan.

     Bu algılayış mıydı beni ve neslimi geride gördüklerimizin üstünde tutan?


     Sınırımız ne?
Hâlâ yer üstünden yer altına her nimeti bizim diyerek mi sayıyoruz? Ne çok seviyoruz sayabildiklerimizin hesabını kendi payımıza tutmayı, çıkanı, akanı, yaradılışından bu yana her dem mavi her dem yeşil kalanı, kendi için ve onu çevreleyen herşey için hep yerinde duranı irattan saymayı. Büyümek için ha! Küçük ve ak akılların büyük düşleri için öyle mi? Yaşamak hakkı nedir diye soruyorum sadece. Varedilmiş her unsurun var edildiği gibi kalabilme, bizim dışımızdaki ama bizim tek olmazımız şu Yer’den çıkan ile Gök’ten düşen ile yaşamayı bilenin hakkına saygının sınırında durabilmek ne güzel olurdu. Bugünün kârından öte yarının lüzumuna erdirmek üzere taşıdığımız şu akla nasıl da güzel oturur, ne akıllıca olurdu oysa.


Haberin tamamını okumak için tıklayınız.

 



SÜBAÇAD üyelerine ücretsiz -kişiye özel- kayak ve kürek eğitimi.
Hevesinizi gerçekleştirmeye, Seyhan'da kürek çekmeye hazır mısınız?
04 Ağustos 2014, Adana | SÜBAÇAD Duyurusu
Dağıtım kanalları: subacad.org, aylık elektronik bülten


"Nehirden Denize / Kayakla tanışma etkinliği-2014"

    16-17 Ağustos 2014 tarihlerinde iki gün süre ile hızlandırılmış temel deniz kayağı eğitimleri verilecektir. Bahadır Çapar'ın Adanalı SÜBAÇAD üyelerine yönelik şahsen ve ücretsiz olarak vereceği temel eğitimler, ikişer saatlik periyotlar çerçevesinde katılımcıya özel "Nehirden Denize / Kayakla tanışma etkinliği-2014" adı altında gerçekleştirilecektir. Verilecek her bir hızlandırılmış temel eğitim

1. Temel kürek tekniği
2. Temel kayak kullanımı
3. Sığ suda devrilme ve yeniden biniş pratiği
4. Sevgi Adası kuzey yakasında yüzme/kahve molası ve
5. Toplam 10 km.lik kürek seferinden oluşmaktadır.

     Her seferde 1 katılımcının her gün ise 4 katılımcının sıra ile kabul edileceği bu ücretsiz eğitimler iki gün boyunca 1. grup (08.30-10.30), 2. grup (10.30-12.30), 3. grup (14.30-16.30) ve 4. grup (16.30-18.30) olarak ardışık dört zaman aralığında yürütülecektir. Eğitim gruplarının günlük listeleri katılımcı adayların geri bildirim sırasına göre oluşturulacağından katılmak isteyen üyelerimizin katılmak istedikleri günü 16 Ağustos Cumartesi veya 17 Ağustos Pazar şeklinde belirttikleri bir e-posta iletisi göndermeleri ya da telefon üzerinden Bahadır Çapar'a ulaşmaları yeterlidir. İlk sekiz geri bildirimin akabinde yapılacak karşılıklı görüşme ile katılımcıların katılım günü ve grubu netleştirilerek sözleşilecektir.

    Bahadır Çapar'ın profesyonel yeterlilikteki kişisel donanımları ile kişiye özel vereceği bu ücretsiz temel eğitimlerde kürek, güvenlik ipi, su geçirmez çanta (telefon ve kamera için) ve 50N yüzdürücü yelek ile donatılmış dümen tertibatlı 490 cm.lik WS Tarpon 160 profesyonel deniz kayakları kullanılacaktır.

     Seyhan Baraj Gölü'nün tatlı ve serin sularında profesyonel bir kayak oltacısının kılavuzluğunda deniz kayağı ve kürek ile tanışmak isteyen, kayak-kano ile oltacılığa merak duyup ilk pratiğini bir türlü gerçekleştirme imkânı bulamayan tüm üyelerimize açık olan etkinlikler, kuşkusuz cesur ve hevesli katılımcıları ile bir ilk olarak hatırlanacaktır.

Katılımcı adaylardan istenenler
18 yaşını geçmiş olmak.
Yüzme biliyor olmak.
Çukurova Üniversitesi Sosyal Tesisleri Kayıkhanesine kendi olanakları ile gelerek geri dönebilmek (belediye otobüsleri ile ulaşılabilir).
2 saatlik etkinlik süresini kapsayacak şekilde imzalı "kişisel sorumluluk beyanı" sunmak (metin örneği verilecektir).
Etkinlik sonunda duygu düşüncelerini anı defterine yazmak.

Katılımcıların getireceği şahsi malzemeler
Bermuda tipte şort mayo.
Tercihen uzun kollu yazlık gömlek yahut tişört.
Güneş gözlüğü.
Geniş vizörlü bir şapka (tercihen geniş vizörlü).
Sandalet.
Güneş kremi (takriben 50 koruma faktörlü).
Orta boy bir plaj havlusu.

 



Başkan'ın mesajı
Susuz Yaz
14 Ocak 2014, Adana | Bahadır Çapar (Kurucu Başkan)
Dağıtım kanalları: subacad.org, aylık elektronik bülten


" Tüm Anadolu coğrafyasını da kapsayan Doğu Akdeniz'in önümüzdeki 10 yılı %90 oranında azalacak yağışlarla kurak geçebilir"

    Kuraklık hep yaz mevsimi ile bağdaşık bir tanım olarak yer bulmuştur yüzü suya ve toprağa dönük insanların hayatında. Oysa bugün için "kış kuraklığı" olarak ifade edebildiğimiz yağış azlığından müzdarip bir ovanın apar topar erken bahara geçişine tanıklık ediyoruz. İklim denilen küresel ve tümleşik mekanizma üzerindeki etkilerimizin neticesini -ısınmak sureti ile- yaşamaya çoktandır başladık başlamasına, ama ne olduğunu idrak edemeden söylemlerimizin sabitine çevirerek ağırlığını görmeksizin bayağılaştırdık belki de… Nereden mi belli diyorsunuz: çeşme suyu ile araba yıkayan, bahçe sulayan, su rezervuarlarının kıyısında her türlü korumacı bilinçten muaf eğlenme biçemlerinden görmüyor musunuz yoksa? Hâlâ bir başka Dünya bulamadık ve bu Dünya'yı da bize yurt yapan şeyin su, temiz su olduğu gerçeğine galiba tam olarak uyanamadık.

     Bugüne değin ekvator kuşağına düşen güneş kaynaklı yoğun enerjinin bir kısmı Atlantik'in kuzeyine kayarak Balkanlar üzerinden Anadolu'yu etkiliyordu. Oysa okyanus akıntıları, atmosferik ısı artışına da bağlı olarak yüzey suyu ısısındaki ölçümlenebilir değişim yüzünden gerçekleştirdiği döngüsel harekette bazı rota düzeltmeleri yapmaya başladı. Mevsimlik olarak şekillenen ve kendi coğrafyamızı da etkileyen bu soğuk hava akımlarının adresi son yıllarda bu yüzden Sibirya'ya kayarak bilinen iklim mekaniğini ve buna koşut kurguladığımız tüm güvenilir mekanizmaları tahmini zor şekillerde değiştiriyor. İklimbilimcilerin üzerinde hem fikir olduğu öngörü, yakın gelecekte doğu Akdeniz'de kar ve yağmur yağışlarının giderek azalacağıdır.

     Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli (IPCC) tarafından 2013'ün son çeyreğinde yayımlanan iklim değişikliğinin bilimsel temelleri başlıklı raporun dikkat çekmekten fazlasını amaçladığına şüphe yoktur. Tematik kapsamı ile hayli detaylı olan bu rapordan özetle; Tüm Anadolu coğrafyasını da kapsayan Doğu Akdeniz rejyonunda önümüzdeki 10 yıl içerisinde yaşanması öngörülen iklim değişimi neticesinde yıllık yağışların %10 seviyelerine dahi düşebileceği belirsiz ve riskli yakın bir gelecek projeksiyonuna dikkat çekilerek yine bu rejyonun Dünya'nın en fazla kuraklaşacak bölgesi olma ihtimali vurgulanmaktadır. Ancak bu vurgu doğu Akdenizli bizler için yakın geleceğe dair olası bir felaket senaryosu olarak değil; rasyonel adımlar atmak için bugünden dillendirilen bir öngörü olarak algılanmalı, mevcut olanaklarımızı henüz kaybetmemişken akılcı değerlendirmenin -olanı koruyabilmenin- derdine düşmeliyiz. Zira bugüne dair elde edebildiğimiz kendi verilerimiz de bu raporun öngörüsünü destekliyor.

Haberin tamamını okumak için tıklayınız.

 



SÜBAÇADEMİ faaliyetlerine devam.
Kayak ile Oltacılık eğitimi...
05 Kasım 2013, Adana | SÜBAÇAD Duyurusu
Dağıtım kanalları: subacad.org, aylık elektronik bülten


"Adım Adım tematik gelişim:
Kürekle TransAyas"

    SÜBAÇADEMİ'nin "Kayak ile Oltacılık" temalı deniz eğitimine katılanlar İskenderun Körfezi'nde kürek çekerek olta atmanın keyfini yaşadı.

    2013 yılı Ocak ayı itibarı ile derneğimiz tarafından uygulamaya alınan "Adım adım tematik gelişim: SÜBAÇADEMİ" isimli eğitsel proje kapsamında sürdürülebilir tematik eğitim programlarının en önemlilerinden olan "Kayak ile Oltacılık (Kayak Fishing)" güz programı, 25-29 Ekim 2013 tarihleri arasında, İskenderun Körfezi Yumurtalık Koyu'nda yürütülen günaşırı saha uygulamaları sonunda tamamlandı.

     Bahadır Çapar'ın eğitmenliğinde Mustafa Aytır, Tunç Erdoğan ve Salih Kanaatbilen'in yer aldığı 4 günlük faaliyet süresince kayak ve kürek hakkında verilen tüm kuramsal bilgiler, kürek kullanımı ve temel manevra uygulamaları ile sahada pekiştirilmiş, kişisel korunma ve seyir güvenliği hakkındaki temel disiplin yine uygulamalı olarak işlenmiştir. Ayrıca faaliyet sahasındaki gözlemler üzerinden kıyı ekolojisi, sucul çevre ve balıkçılık üzerine de etkileşimli paylaşımlarda bulunulmuştur. Programın atölye çalışmaları ve saha uygulamaları ile desteklenen olta balıkçılığı eğitiminin kuramsal odağını trofe değeri taşıyan deniz balıklarına yönelik oltacılık oluşturmuştur. Bu hedefe dönük temel donam bilgisi, takım ve yeme dönük özgün oltacılık geliştirmelerini de içeren bir dizi atölye çalışması gerçekleştirilmiştir.

    Dört gün süre boyunca 05.00-18.00 saatleri arasında molalı olarak gerçekleştirilen 12 saatlik saha uygulamalarında kullanılan kayak filosu 3 adet Tarpon 160 ve 1 adet Tarpon 140 SOT sınıfı deniz kayaklarından oluşturulmuştur.

Haberin tamamını okumak için tıklayınız.



Denizel kaynaklarımızın geleceği Sürdürülebilir Balıkçılıkta
"Sürdürülebilir Balıkçılık" üzerine Bahadır Çapar'ın 2013 Eylül demeci
04 Eylül 2013, Adana | SÜBAÇAD Demeci
Dağıtım kanalları: subacad.org, aylık elektronik bülten


"Denizel kaynaklarımızın bugün olduğu gibi gelecekte de kullanılabilir durumda ve tabii olarak korunabilmesini sağlamak için sürdürülebilirliğin önemi aşikârdır"

    Ticari balıkçılık sezonunun açılması üzerine sürdürülebilir balıkçılıkla ilgili olarak Anadolu Ajansı (AA) ve İhlas Haber Ajansı (İHA) tarafından 3-4 Eylül 2013 tarihlerinde SÜBAÇAD Yönetim Kurulu'na yöneltilen soruları derneğimiz adına yanıtlayan kurucu başkanımız Sayın Bahadır Çapar, verdiği demeçte; salt ticari uygulamalara indirgemeksizin geneli ile ele alınması gereken balıkçılık politikalarının sürdürülebilir bir anlayışla yeniden kurgulanması gereğine işaret etmiştir.

     Denizel kaynakların bugün olduğu gibi gelecekte de kullanılabilir durumda ve tabii olarak korunabilmesini sağlamak için sürdürülebilir balıkçılığın herşeyden önemli olduğunu söyleyen Çapar, yaptığı açıklamada, Sürdürülebilir Balıkçılık ve Çevre Araştırmaları Derneği olarak yaklaşık 2,5 yıldır resmî anlamda sürdürdüğümüz faaliyetleri özetleyerek, "Balıkçılığın sürdürülebilir bir anlayışla yendien kurgulanması adına verdiğimiz kurumsal gayret, aynı zamanda yaşamımızı vakfettiğimiz bireysel bir mevzunun sosyal sorumluluk taşıyan hâli olarak da tanımlanabilir. Dolayısı ile kurumsal anlamda en büyük emelimiz, sürdürülebilirlik öngörüsüyle balıkçılığın kuramsal çerçevesini doğru belirleme kaygısı duyan bireylere ulaşmak ve akabinde yüksek bir çevre ve Dünyalılık bilinci yaratma gayesine hizmet etmektir" dedi.

     'Sürdürülebilir balıkçılık'ın ne olduğu sorusuna cevaben; sucul canlı kaynakların bugün olduğu gibi gelecekte de sömürülebilmesi ve tabii olarak korunabilmesini sağlayacak bir balıkçılık anlayışı şeklinde tanım koyan Çapar, şöyle devam etti:
Bahadır Çapar
     "Sürdürülebilir balıkçılık, üzerine dayandığı doğal canlı kaynakların bugünü kadar yarınını da kapsayan bir üst tanımdır. Dolayısı ile 'sürdürülebilir balıkçılık' şeklindeki bir tamlama, balıkçılık genellemesi ile denizel canlı kaynaklar üzerine odaklı her uğraşının bugün olduğu kadar yarın da devamlılığını öngören politikalarnın tam karşılığı olarak kabul edilebilir. Kaynakların gelecekte de devamlılığını öngören böylesi bir anlayışın eseri her fiiliyet, her uğraşı, o 'an'ı değil tüm zamanı bir bütün olarak ele almalıdır.

     Bu ne demektir?
En basit tabiri ile; yakalanan balıkların bugünkü mevcudiyetlerine nispetle avlanma miktarlarını belirleyebildiğimiz tüm bu canlı kaynakları gelecekte de sağlıklı biçimde sömürebilmek amacıyla ölçeklendirilebilmiş bir 'balıkçılık'; elbette 'sürdürülebilir' olarak tanımlanabilir."

Haberin tamamını okumak için tıklayınız.


Eldebiran Ayan'la "24 DOĞA"
"Sürdürülebilir Balıkçılık" üzerine SÜBAÇAD ile kısa bir röportaj
03 Eylül 2013, Adana | SÜBAÇAD Duyurusu
Dağıtım kanalları: subacad.org, aylık elektronik bülten


"Denizel kaynaklarımızın sürdürülebilirliği adına 'balıkçılık'ın sorunlarını 'balıkçı'nın sorunları olarak değerlendirmekten en kısa süre içerisinde vazgeçmeliyiz!"

     Ulusal ölçekte yayın yapan 24 Televizyonu'nda Sayın Eldebiran Ayan'ın hazırlayarak sunduğu "24 Doğa" adlı programda sürdürülebilir balıkçılık ile ilgili olarak yönetim kurulu başkanımız Sayın Bahadır Çapar ile gerçekleştirilen kısa röportaj 7 Eylül, Cumartesi günü saat 12.15'te ve aynı gün gece yarısından sonra yapılan tekrar yayınında izlenebilir.

    2013 yılı ticari balıkçılık sezonunun açılışı ile takvimli bir gündem olarak yinelenen "balıkçılık" mevzusunda özet değerlendirmeler yapan Bahadır Çapar, 'balıkçılık' ve "sürdürülebilirlik' olgularının sahada ne yazık ki cümle içinde anıldığı şekilde yanyana getirilemediğine değinerek; yakın gelecekte bugünden daha çok ihtiyaç duyacağımız denizel canlı kaynaklarımızın sürdürülebilirliği adına mikrofon uzatılan tarafların 'balıkçılık'ın sorunlarını artık 'balıkçı'nın sorunları olarak ele almaktan biran önce vazgeçmesi gereğine işaret etmiştir. Doğal kaynakların sömürüsü üzerine kurulu ticari 'Balıkçılık'ın sorunları adı altında bu kaynakların sürdürülebilir kullanımına değinmeyen ve meselenin geleceğimize dair küresel önemini sürekli ıskalayan -çoğu bireysel- 'balıkçı' şikayetleri yüzünden oluşan yanlış algının asıl sorunsalı büyütmeye devam ettiğini ve egemen anlayışın sektör dinamiklerini doğanın denge dinamiklerinin önünde ve üstünde görmesinin durumu sürdürülemez kıldığını belirtmiştir.
Bahadır Çapar
     Balıkçı olsun olmasın bu toplumdaki birçok bireyin müşterek şekilde yaşadığı sosyal ve ekonomik sıkıntıların 'balıkçılığımızın temel sorunları" şeklinde yıllardır dikte edilmesinin asıl sorunu maskeleyerek toplumsal bir yanılsama yarattığına değinen Çapar, söylem yönünden kronikleşerek rekreasyonel uygulayıcıları henüz içerisinde tanımlayamadığımız "balıkçılık sorunu"nun balıkçı'ya değil balık'a dair görülmesi gerektiği mesajını vermiş, sınırlandırılma fikrinden dahi rahatsız şekilde aşırıya kaçan her türlü faaliyeti ile sorun yaratanın insan, sorun yaşayanın ise balık ve su yani doğa olduğu gerçeğinin artık kabul edilmesinin zamanı geldi demiştir.

24 DOĞA adlı programın kurumsal tanıtımına http://www.yirmidort.tv/24-doga-s79.html bağlantısı ile ulaşabilirsiniz.

Fotoğraflayan: Mustafa Aytır



SÜBAÇADEMİ 2013 faaliyetleri başladı.
Kayak ile tanışanlar...
10 Mayıs 2013, Adana | SÜBAÇAD Duyurusu
Dağıtım kanalları: subacad.org, aylık elektronik bülten


"Adım Adım tematik gelişim:
SÜBAÇADEMİ | STEP"

    SÜBAÇADEMİ'ye katılarak Seyhan Baraj Gölü'nde kayak ve kürek ile tanışanlar yeşil ile maviye doyamadı.

    2013 yılı Ocak ayı itibarı ile derneğimiz tarafından uygulamaya alınan "Adım adım tematik gelişim: SÜBAÇADEMİ" isimli eğitsel proje kapsamında detaylandırılan sürdürülebilir tematik eğitim programlarından ikisi sembolik bir katılım düzeyi ile de olsa gerçekleştirildi. Katılımcı sayısı ve etkinlik çerçevesi gözetilerek birleştirilen "Rekreasyon Algısı ve Sucul Çevre Bilgisi" (STEP.3) ile üç aşamalı "Kayak ile Oltacılık (Kayak Fishing)" programının ilk bölümü (STEP 6.1) 4-5 Mayıs 2013'de Seyhan Baraj Gölü'nde yürütülen iki günlük saha uygulamaları sonunda tamamlandı. 2 eğitmen ve 2 kursiyerin yer aldığı faaliyetlerde kayak ve kürek hakkında verilen kuramsal bilgiler kürek kullanımı ve manevra uygulamaları ile pekiştirilerek kişisel korunma ve seyir güvenliği hakkında temel disiplin işlendi. Aynı zamanda uygulama faaliyetlerinin gerçekleştirildiği kıyısal alanda biriken katı atıklar toplanarak sucul çevreye dönük kent ve insan etkileri üzerine de etkileşimli paylaşımlarda bulunulmuş; suyun ve kıyısal çevrenin önemi bir kez daha vurgulanmıştır.

     SÜBAÇADEMİ programlarına yönelik fakındalık yaratarak ilgi düzeyini artırmak için ücretsiz olarak açılan bu ilk programlarda 4 adet SOT sınıfı deniz kayağı kullanılmış olup tüm harcamalar ve eğitim materyali program eğitmenlerince karşılanmıştır.

    İki gün boyunca 14.00-19.00 saatleri arasında gerçekleştirilen 10 saatlik saha uygulamalarında kullanılan kayak filosu 1 adet Tarpon 160, 1 adet Tarpon 140 ve 2 adet Tarpon 100 SOT sınıfı deniz kayaklarından oluşturulmuştur.

Diğer fotoğrafları görmek için tıklayınız.



Çukurova'nın Tematik Vizyon Planı.
ÇEKÜL'ün koordinatörlüğünde Çukurova Vizyon Planı hazırlanacak
22 Nisan 2013, Adana | SÜBAÇAD Duyurusu
Dağıtım kanalları: subacad.org, aylık elektronik bülten


"Çukurova'nın geleceği su alanlarının ve kıyı doğasının korunmasındadır"

     Adana Büyükşehir Belediyesi ve Tarihi Kentler Birliği işbirliğinde Çevre ve Kültür Değerlerini Koruma ve Tanıtma Vakfı (ÇEKÜL) tarafından hazırlanan Çukurova Vizyon Planı çerçeçevesinde bölgenin örgütlü sivil toplum kuruluşlarının katılımını hedefleyen bir odak grup toplantısı gerçekleştirilmiştir. Vizyon planının amacı, Çukurova Bölgesi’nin ortak kültürel, doğal ve ekonomik değerlerinin bölgesel bir vizyonla kurgulanması ve kalkınmaya girdi oluşturacak stratejilerin yaratılması şeklinde ifade edilmiştir.

     Bu amaç doğrultusunda 22.04.2013 tarihinde Adana’da gerçekleştirilen odak grup toplantısına SÜBAÇAD'ı temsilen yönetim kurulu başkanımız Sayın Bahadır Çapar katılarak çerçeveye ilişkin özet görüş bildirmişlerdir. Hazırlanacak vizyon planında kentsel alana sınırı olan doğal çevrenin ve su varlığına dayalı doğal varlıkların öneminden bahseden Bahadır Çapar, Çukurova'nın geleceğinde kentsel dokuyla girift bir ilişki içerisindeki Seyhan ve Ceyhan havzalarının sosyal yaşama rekreasyon ve eko-turizm anlamında kazandırılmasının gereğine inançla korumacı ve sürdürülebilir bir kentsel çevre kültürünün oluşturulmasının önemine değinerek kentlilik bilincinin yaşanılan kenti sevmekle gelişeceğini; bunun en basit yolunun ise kentin suyunu ve doğasını sevmek, sevdirmek ile mümkün olabileceğini belirtmiştir.

     Soru-cevap ve önermeler şeklinde ilerleyen toplantıda bölgesel kalkınmanın salt ekonomik gelişime odaklı şekilde kurgulanmasının orta ve uzun vadede yaratacağı olumsuzluklara da işaret eden Çapar, eksikliği duyulan kentlilik bilinci ile egemen ova kültürünün su kıyısında geliştirilebileceğini belirtmiştir.

   Diğer sivil toplum temsilcilerinin kapsama dair yorum ve tespitlerini aktarmaları ile devam eden toplantıda benzer amaç ve başlıklarla geçmişte yapılan birçok çalışmadan farklı olarak ÇEKÜL'ün başarılı bir etkinlik ortaya koyması gerektiği vurgulanarak benzer organizasyonlarda yinelenen söylem ve tespitlerin tek başına Çukurova için bir anlam ifade etmeyeceğinin altı çizilmiştir.

     Yaklaşık 130 dakika süren toplantı, kayda alınan görüşler ışığında belirlenecek başlıkların ele alınacağı ikinci bir istişare kararı ile sona ermiştir.

 



Yönetim Kurulu'nda 2013 revizyonu.
2012 yılının Son Yönetim Kurulu Toplantısı Gerçekleştirildi
19 Aralık 2012, Adana | SÜBAÇAD Duyurusu
Dağıtım kanalları: subacad.org, aylık elektronik bülten


"Adım Adım tematik gelişim:
SÜBAÇADEMİ | STEP"

    SÜBAÇAD Yönetim Kurulu üyeleri, aynı zamanda kuruluş yılı olan 2012'nin son kurul toplantısında bir araya geldi.

     19.12.2012 tarihinde Bahadır Çapar'ın başkanlığında bir araya gelen Yönetim Kurulu üyelerimiz 5 saat süren kurul toplantısının ilk oturumunda SÜBAÇAD'ın kuruluş misyonu ve kurumsal vizyonu çerçevesinde 2012 yılının son 4 ayına ilişkin örgütsel değerlendirmeler yaparak SÜBAÇAD'ın teorik ve pratik hedeflerinin "yeniden" tanımlanıp ölçeklendirilmesi ile 2013 yılı yöneylem planının belirlenmesine ilişkin gündem maddelerini görüşmüştür.

    Toplantının 2. oturumunda ilk olarak kurul üyelerinin yetkinlikleri ve yeterlilikleri çerçevesinde şekillendirilecek kurum içi eğitim programı ile yayın kanallarının belirlenmesi gereği gündeme alınmıştır. Bu konudaki istişarenin ardından Başkan tarafından kurula sunulan "Adım adım tematik gelişim" isimli eğitsel proje kapsamında detaylandırılan 'Sürdürülebilir Tematik Eğitim Programları (STEP)' başlıklı çalışma ve söz konusu programların dahil olacağı yayın kanalı olarak tanımlanan SÜBAÇADEMİ konsepti görüşülmüştür.

     Yönetim Kurulu toplantısının 3. oturumunda ise yedek listeden yönetim kuruluna atanacak 1 üyenin seçilmesi ve kurul içi görev paylaşımının yeni bir yürütme hiyerarşisi çerçevesinde tekrar yapılandırılması maksadı ile şu kararlar alınmıştır:

    SÜBAÇAD Yönetim Kurulu'nda boşalan 1 asıl üyeliğe 'Yönetim Kurulu Yedek Üye Listesi'nde yer alan Sayın İ. Nazım Altan atanmıştır. Hâlihazırda "Dernek Sekreteri" olarak 'SÜBAÇAD Yönetim Kurulu'nda görev yapan Sayın Esin Yalçın, "Başkan Yardımcılığı"na, salt asıl üye olarak görev yapan Sayın Ruhay Aldık ise "Dernek Sekreterliği"ne atanmıştır.

     Kurul üyelerine yeni görevlerinde başarılar dileyen Başkan'ın örgütsel sorumlulukların yeni dönemdeki önemine yönelik konuşması ile kapanan toplantı sonucunda 'SÜBAÇAD Yönetim Kurulu'nun kazandığı yeni şekil ve kurul içi görev dağılımı şu şekildedir:

SÜBAÇAD Yönetim Kurulu Asıl Üyeleri

O. Bahadır Çapar (YK Başkanı),
Esin Yalçın (YK Başkan Yardımcısı),
Ruhay Aldık (Dernek Sekreteri),
Özay Şen (YK Muhasip üyesi),
İ. Nazım Altan (YK üyesi).

 



Genel Kurul 4 Ağustos'ta toplandı.
SÜBAÇAD 2012 yılı 1. Genel Kurul Toplantısı
04 Ağustos 2012, Adana | SÜBAÇAD Duyurusu
Dağıtım kanalları: subacad.org, aylık elektronik bülten


"Kurumsal önceliğimiz suya ve sucul çevreye dair yüksek bir bilinci egemen kılmaktır."

    SÜBAÇAD üyeleri ilk genel kurul toplantısı ile bir araya geldi.

   Derneğimizin Kurucu Başkanı Sayın Bahadır Çapar'ın Geçici Yönetim Kurulu adına Temmuz ayı başında yaptığı ilk çağrının ardından 4 Ağustos 2012 tarihinde 1. Genel Kurul Toplantısı gerçekleştirildi. STGM Adana Yerel Destek Merkezi'nde iki oturum şeklinde organize edilen ve yeterli sayıda üyemizin katılımıyla gerçekleşen toplantının ilk oturumu İstiklal Marşının okunması ve Cumhuriyetimizin kurucuları ile şehitlerimizin ansına bir dakikalık saygı duruşu ile başlayarak Bahadır Çapar'ın "SÜBAÇAD'ın kuruluş amacı ve genel vizyonu"na dair genel kurula yönelik yaptığı açılış konuşması ile devam etmiştir. Divan heyetinin yönetiminde yapılan oylamaların neticesinde SÜBAÇAD'ın 2. Dönem idari organları belirlenerek kısa bir aranın ardından toplantının diğer gündem maddelerinin görüşüldüğü ikinci oturuma geçilmiştir.

   Kurucu üyelerimizden oluşan SÜBAÇAD Geçici Yönetim Kurulu'nun yetkilerini devredeceği ve 2012-2015 yılları arasında görev yapacak olan yeni yönetim ile denetim kurulu aday listelerine ilişkin teklif Divan Başkanlığı'nca Genel Kurul'un oyuna sunulmuştur. Oy birliği ile kabul edilen listelere göre yeni dernek organları sırasıyla şu üyelerden oluşmaktadır:
Bahadır Çapar
SÜBAÇAD Yönetim Kurulu Asıl Üyeleri
O. Bahadır Çapar (YK Başkanı), I. Levent Erkol (YK Başkan Yardımcısı), Esin Yalçın (Dernek Sekreteri), Özay Şen (YK Muhasip üyesi), Ruhay Aldık (YK üyesi)

SÜBAÇAD Denetim Kurulu Asıl Üyeleri

Cenk R. Nayır, Salih Kanaatbilen, Evrim Edemen

     Yeni Yönetim Kurulu adına söz alan kurucu başkan Bahadır Çapar, 15 Mart 2012'de SÜBAÇAD'ın kuruluşunu gerçekleştirerek resmiyet kazandığı bugüne tanıklık eden çekirdek kadroya teşekkür ederek başladığı konuşmasında kurumsal alanda yürütülecek tüm çalışmalarda temel yaklaşımlarının suya ve sucul çevreye dair yüksek bir bilinci egemen kılmak olduğunu, gerek ticari gerekse rekreasyonel balıkçılığın ancak bu bilinç ile sürdürülebilirlik hedeflerini yakalayabileceğini belirtti. Balıkçılıkta yaşanan güncel sorunların temelinde meselenin sonuç odaklı bir eylem olarak algılanmasının yattığını, kavramsal açıdan irdelenmeksizin yıllardır bütünlük sağlayamamış resmi bir çerçevenin ısrarla dayatıldığını ifade eden Çapar, ister rekreasyon ister

ticari gelir elde etmek amacı taşısın, -adına balıkçılık denilen- tüm etkinliklerin -hedeflenen- bu yüksek bilincin egemenliğinde sonuca değil sürece odaklı kılınması gerektiğini; aksi durumda kısa dönemli ekonomik kaygıların gölgesinde ancak günlük ve mavi olmaktan uzak politikalar üretebileceğimizi söyleyerek konuşmasına devam etti.

    Yaklaşık 4 saat süren genel kurulun ikinci oturumunda derneğimizin gelir kaynaklarından üyelik giriş ödentisi ile yıllık aidat miktarlarının tanımlandığı bazı tüzük maddelerinde değişiklik yapılmasına ilişkin öneri oylanarak yeni düzenlemeler yine oybirliği ile kabul edilmiştir.

     Derneğimizin faaliyet alanlarına ilişkin açıklamalar eşliğinde üyelerimizin duygu ve düşüncelerinin dinlendiği son bölümün ardından genel kurul sona ermiştir.

     Sürdürülebilir Balıkçılık Ve Çevre Araştırmaları Derneği 2012 Yılı Genel Kurul Toplantısı'ndan alınan kararların tam metinlerini haberler/genel kurul kararları sayfasında görüntüleyebilirsiniz.



Kurucu Yönetim Kurulu 19 Mayıs'ta toplandı.
SÜBAÇAD Geçici Yönetim Kurulu ilk toplantısı
19 Mayıs 2012, Adana | SÜBAÇAD Duyurusu
Dağıtım kanalları: subacad.org, aylık elektronik bülten


"Su varsa yaşamın da şansı vardır, su temizse yaşam da temizdir!"

    Derneğimizin kurucu üyeleri ilk yönetim kurulu toplantısı ile bir araya geldi.

    Kurucu Başkanımız Sayın Bahadır Çapar'ın çağrısı ile 19 Mayıs'ta yapılan ve derneğin üye kabulüne başlamadan önceki ilk yönetim kurulu kararlarının alındığı toplantı, 4 kurul üyesinin katılımı ile Adana'da gerçekleştirildi.19 Mayıs'ın Atatürk'ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı oluşu dolayısı ile İstiklal Marşı ve bir dakikalık saygı duruşunun ardından başlayan toplantının ana gündeminde dernek genel kurulunun tesisini takiben yapılandırılacak idari organlar ile ilgili hareket planı yer almıştır. Aynı zamanda üye kaydında güdülecek seçici kritelerin görüşüldüğü kurulda öncelikli şekilde uygulanacak bazı proje başlıklarına ve kurumsal yöneylemimize ilişkin müspet değerlendirmeler yapılmış, dernekleşmenin önündeki genel sorunlar ve benzer
Bahadır Çapar
amaçlı diğer sivil toplum kuruluşları ile yürütülecek ikili ilişkilerde uyulması öndörülen programın genel çerçevesi ele alınmıştır. SÜBAÇAD'ı temsilen kamu kurum ve kuruluşlarına yapılacak resmî ziyaretlerin de planlandığı ve "su varsa yaşamın da şansı vardır, su temizse yaşam da temizdir" şeklindeki söylemin derneğin kurumsal kimliği ile yönelimini belirleyici temel manifesto olarak kabul edildiği bu ilk geçici yönetim kurulu toplantısı, O. Bahadır Çapar'ın başkanlığında, I. Levent Erkol, Esin Yalçın ve Zübeyde Çapar'ın katılımıyla gerçekleştirilmiştir.

Soldan sağa:
O. Bahadır Çapar (Geçici Yönetim Kurulu Başkanı),
I. Levent Erkol (Geçici Yönetim Kurulu Üyesi)
Esin Yalçın (Geçici Yönetim Kurulu Üyesi)

Fotoğraflayan: Zübeyde Çapar (Geçici Yönetim Kurulu Üyesi)



SÜBAÇAD ve Dünyalılık Bilinci

Bahadır Çapar (Kurucu Başkan)  |  Nisan 2012, Adana
Fotoğraflar: Bahadır Çapar kişisel arşivi 2010-2012
Dağıtım kanalları: subacad.org, aylık elektronik bülten


"Sağlıklı sucul canlı kaynaklara bugün olduğu gibi yarın da ihtiyacımız olacak!"

     Bugünün “modern” insanı, kısa sayılacak sosyal tarihi içerisinde sürekli olarak doğanın temel yasalarını yaşamın belirleyici gücü olmaktan çıkaracak bir düzenin imarı ile uğraşmış, yaban tarafından çevrili ilkel koruganlarını günümüzün yabanı çevreleyen kalabalık betonarme kentlerine dönüştürmeyi başarmıştır. Özellikle bu sürecin son yüzyılında sucul yaşam ve çevre bilimindeki onca edinim ve gelişmeye rağmen yerine alternatifler koymayı henüz başaramadığı canlı sucul kaynakları neredeyse küresel ölçekte güdülen kısa vadeli çıkarlar uğruna artan bir ivme ve sucul yaşamının dinamiklerini umursamaz bir anlayış ile tüketmeye devam etmektedir. Oysa aynı kaynaklara bugün olduğu gibi yarın da –belki çok daha hayati düzeyde– ihtiyaç duyacak olan aynı “modern” insan, sömürdüğü tüm bu varlıkların, dengede olma durumunu onca zaman gözetmediği doğal yapının devamlılığına ve sürdürülebilir bir anlayışla kullanımına endeksli olduğunu anlamakta yüz yılı aşkın süredir zorluk çekmektedir.

     Küresel ölçeğe ulaşan çevresel sorunlar, insan odaklı dogmatik “çevre” yaklaşımının kendi diyalektiği içerisinde yeniden sorgulanarak tanımlanması gerektiğini çoktandır ortaya koymakta. Dünya’nın, –halihazırda yürürlükte ve düzene egemen durumdaki– "topraktan gelen insan" merkezli tür ayırımcısı etiğin sahip olduğu dinsel ve tarihsel dinamiklerin baskısından kurtulup kurtulamayacağı yakın gelecek için ise hâlen belirsiz. Üzerinde yaşadığımız Yer’i insanlık için tek ve ana yurt, sularla çevrili yüzünü ise yegâne yaşam alanı olması sebebiyle “paha biçilemez” bir değer olarak kabul etmek, kanımca suyu ve toprağı ile yer ve yüzü’nün korunması açısından en önemli ve belirleyici fikrî ilerleme olacaktır. Zira bugün “çevre” adı altında yaşadığımız yeryüzü sorunlarının temelinde hâlâ Dünya’nın/doğanın, içsel değerini kaybederek araçsal değeriyle ön plana çıkarıldığı şuursuz bir faydacılığın ötesine geçememiş pragmatik ve tüketim odaklı materyalist bir sosyal yaklaşım yatmakta.

     Ancak ne ironiktir ki yeryüzünün doğal kaynakları üzerine kurduğumuz tiranlığın çevre üzerindeki baskısı, sebep olduklarımız karşısındaki umarsızlığımız ve türümüzü begenmişlikten gelen şımarıklığımız tarihte hiç olmadığı ölçüde artmışken; olağan sandığımız ve düzeyi ile pek övündüğümüz toplum düzeninin ne denli etik yoksunu, ayırımcı ve acımasız olduğunu anlamaya her zamankinden daha fazla hazırız. Bu tespitlerin gereğini yapmaksızın Dünya’ya ait olamayacağımız gibi Dünyalılığı kavramaksızın en büyük mucize olan yaşam’a ilişkin etik bir bakış açısı yakalayabilmemiz de kuru bir laftan ve esası ıskalayan nafile bir çabadan öte değer taşımayacaktır.
Bahadır Çapar
     Üzerinde yaşayabildiğimiz tek gezegen olan şu mavi kürenin mevcudiyetine ve dolayısı ile doğasının devamlılığına dair güdülecek her çıkarın, kendi türümüzün geleceği bahanesiyle güzelleyerek güttüğümüz bütün çıkarların da kaidesini, garantisini oluşturduğu gerçeğini hâlen ıskalıyor olmamız bu anlama zorluğunun bir sonucu olsa gerekir. Bugün geldiğimiz son noktada bozduğumuz ve bozulmasına neden olduğumuz gezegen düzenini –belki de içten gelen bir dürtü ile– özlemekteyiz. Günbegün yok ettiğimiz doğal çevreyi özleyerek her fırsatta beton ve çelik kentlerimiz arasında sıkışmış –çoğu birbirinden kopuk– durumdaki yeşil ve mavi kıyılarda soluklanmaya gayret eden, ancak bunu yaparken bile tüketmeye, kirletmeye devam eden bizlerin hâli ise gerçek bir diğer ironidir.

"Çevre bilincinden yoksun şekilde doğaya karşı artan yönelim önemli olumsuzluklara da zemin oluşturmaktadır."

     Her geçen gün artan sayıda insan, kentsel yaşamın rutininden sıyrılarak günlük kaygılarından uzaklaşmak için en basit ifadesi ile doğaya koşmaktadır. Kimi zaman elinde oltasıyla gündoğumunu bekleyip kimi zaman suda kürek çekerek ya da kıyı patikalarında pedal basıp, sırtında çanta elinde kamera bir su kıyısına inerek temiz ve sağlıklı bir sulak çevreye dair duyumsadığı dürtüsel özlemi, doğanın huzur veren kucağına duyduğu ihtiyacı gidermenin –heyecanlı olduğu kadar keyifli– yollarını aramaktadır. Oysa doğaya karşı giderek artan bu yönelim, bireyin aynı varlıklara gelecekte de ulaşmasına mani olabilecek önemli olumsuzluklara da zemin oluşturmaktadır. Giderek kalabalıklaşan ancak, belirli bir çevre bilincini kazanamamış ve hevesini duyduğu, uygulayıcısı olduğu uğraşının kuramsal kaidesini ıskalayarak tematik kültürünü henüz kavrayamamış bireylerce gerçekleştirilen kıyı ve su etkinlikleri, zaten oldukça hassas ve kırılgan hâle gelen sulak alanların insan taşıma kapasitelerini aşarak geri dönüşü zor, hatta yıkıcı etkiler de yaratabilmektedir.

     Küresel ölçekte yürüdüğümüz yol, en önemli tatlı su havzalarının çevresindeki artan kentleşmenin ve dolayısı ile çoğalan rekreasyonel faaliyetlerin bir sonucu olarak katı atık yüküne takılmadan dolaşıp sıkılmadan suyuna bakacağımız 'izsiz' ve 'yüksüz' bir kıyı bulamadığımız, sonsuz sanılan okyanuslarda bile neredeyse plastik parçacık yükü taşımayan tek bir duru damla bırakmadığımız bir gezegene doğru gitmektedir.

CAPAR trafik